07 Şubat 2010 Pazar

ışıklar kapanınca...

















kıskanç birisiyim evet bu kesin!.sevdiklerimi kıskanıyorum..
onları paylaşmak konusunda pek özgürlükçü bir yapıya sahip olmadım hiç,zaten ben oldum olası özgürlüğün bir sınırı olduğunu savunurum ya orası da ayrı bir konu!...
belki biraz suskunum ama iyi konuşurum vakti gelince..
lakin konuşurken karşımda ki insanın gözlerine bakamam ben,utangaçlığın zirvelerinde gezinirim ki güzel bir alışkanlık olduğu kanısıyla da hiç zorlamam kendimi bu alışkanlıktan vazgeçmek için!.
garip gelebilir belki ama öyle işte...

geçenlerde gecenin bir vakti teoman dinlerken uyuya kalmışım..
bir rüyada uyandım sonra..
evet rüya içinde uykudan uyandım!..
sıkıldığım sorulardan sıyrılıp, her bir yere cevaplarımı yazdım,
yazdıkça mutlu oldum.
uyanmadan evvel,
mutluydum...
...
uyandım bakakaldım, hayali bir parmağın
bıraktığı yazıya, pencere camının buğusuna
hoşçakal...

26 Ocak 2010 Salı

kötü sözlük

ve artık bende bir sözlük yazarı oldum!.
kötü sözlük'ün..
dilediğim her başlığı açabildiğim ve her entry'i girebildiğim ve tespitlere göre yeni açılmasına rağmen okuru hiçte az olmayan bir sözlüğün üyesi olduğum için gayet mutluyum!..
eğer ziyarete gelirsenizde ''celebi'' adı ile yazan yazar benim bilesiniz!..
hadi bakalım,
sözlüğümüze bekleriz..

06 Ocak 2010 Çarşamba

yenisin galiba...

bu da ne ola ki şimdi..
yurdumun emekçi Tekel işçileri boğaz köprüsünün demir korkuluklarına kendilerini zincirlemişken,
vatandaş yeter ki bıraksın (!) gayesi ile sigaraya gelen zam'a sevinelim mi yoksa üzülelim mi bilmezken,
emekli maaşları yüzde yirmi küsür oranında artınca kahvede ilk gün şerefine bugün çay değil bende gola içecem diyen televizyondaki yaşlı amcaya gülerken,
kozmik oda içinden acaba ne çıkacak ki diyerek ana haber bültenlerinin son dakika Ankara bağlantılarını dikkatle izlerken,
izinsiz afiş asan sözde öğrencilere copu sallayan polisi medyanın gaddarca

sözlerine inat ellerine sağlık be koçum diyerek desteklerken,
artık başlasın şu süper lig demekten dil damak kururken,
Ocak ayazında üşürken,
severken,sevilirken,sevilmezken,
edeble susarken,hiddetle küfrederken,
hayaller ile uyurken,yeni bir sabaha ya Bismillah deyip kalkarken,
ve daha niceleri varken
kapıdan içeri girmiş bir 2010 ...
sende hoşgeldin..

kullandığım her yazılımın lütfen tarih belirtiniz butonu altındaki kutucuklarına ancak bugün bir seferde yazabildiğim için 2010'u, gecikmeli hoşgeldin dedim sana,
yoksa daha düne kadar bütün kutucuklar önce 2009 daha sonra senindi..
hadi bakalım görelim maharetini,
sıra sende...
. . .
şimdi ne dinliyorum;
Marsis - Deda
bi garip oldum be blog..

05 Ocak 2010 Salı

beni kavgada gör..

Ya bir de sen düşersen ellerimden,
ya bir de kimsesizsem,
ya ölüm kadar sevdiğim cesaretim yan çizmişse,
sonu yok uğraşlarda yılgınsam,
son mermim avucumda!.
fiyakalı bir eylül sabahı,
basar giderim kalbine namımın,
sıkar giderim!.
avucumda mermim menekşem ve arkadaşlarım..

Son kez ölsün arkadan vurmacasına bütün ihanetler,
sonra şöyle saçlarımı savurup ecel saatine,
sonra son kez alnından vurulmacasına aşkın,
bir eşkıyalık yapıp,
basınca bütün evlerini bu şaşkın istanbul'un,
bir de kendimi denize dökünce Üsküdar'dan,
nasıl da patlar içimde çığlığın..

Bana bu şehri yakmış desinler,
bana belaya batmış desinler,
bana kendini satmış desinler,
beni son kez kavgada gör..

İbrahim Sadri..

29 Aralık 2009 Salı

adam olacak çocuk...














bugün çok sevdiğim birisinin 'sen bile kazık kadar oldun len'
deyişini düşündümde şimdi,
konuştuklarımızın bile değiştiğini
görünce bir değil iki kez hak verdim kendisine!.
haklıydı,
evet haklıydı,

kazık kadar oldun oğlum artık,kaçarı yok!...

sanki biz küçükken büyüktük!.bu ne biçim cümle oldu deme sakın büyüktük işte..
zamane çocuklarına bakıyorum,(kazık kadar olmanın getirisi)
sanki küçücük bi şeyler.
geçenlerde sokağımızın cin bakkalının 4'e giden oğluna okuldan kaçtın mı len hiç diyorum,yok abi diyo!
meğerse devamsızlığı bile yokmuş çocuğun!.nasıl bir duygudur ki acaba devamsızlığın sıfır olması!.
manita var mı çocuğum diyorum yok diyo,bu var mı çocuğum diyorum yok,şu var mı diyorum yok!
sor bak diyorum serdar abine 2'ye giderken evin yolunu bilmeden neleri,nereleri biliyoduk biz..
veya babanın olmadığı zaman gel sen, ben bi anlatayım sana!!
çocuk tamam abi demez mi!serdar'da kahkahayı basarken tam o arada babam girmez mi içeri!.
sanki iyi bi şeymiş gibi anlat çocuğa anlat deyip 'uyma yavrum sen onlara' nasihatleri ile çeldiğimiz aklını çocuğa geri iade eden cümlelere başlamaz mı..
çocukta ne yapacağını şaşırdı!!
bırakın dedim,çocuk çocukluğunu yaşasın :)
şimdi çocuk hangimizin söylediklerini dikkate alır onu bilemem,ilerleyen yıllarda göreceğiz inşallah :)

23 Aralık 2009 Çarşamba

bir ben vardır bende benden içeru!..

bir ben var ..
bazen divanyolu'nda bir başına yürürken siyah beyaz bir fotoğrafı gözünde canladıran,
bazen sahaflarda yıllanmış kitapları karıştıran,
bazende çınaraltında bir bardak çay hatrına bir sigara yakıp insanları seyretmeyi seven ben..
Yeni Cami'nin avlusunda bir köşede oturup okunan ezana eşlik edende benim,
İstiklal'de bir akşam vakti yürürken bağıra bağıra şarkı söyleyende..
en çok Fatih'i sevdim,
Eyüp'te hiç konuşmadan sessizliği dinledim çoğu kez..

Üsküdar içimde yangın yeri !!!
bir ben vardır bende benden içeru..

18 Aralık 2009 Cuma

makyaj odası şarkıları ..

bu akşam 'Cafe'de Keyff' de dostumuzun doğum gününü kendi aramızda ufaktan kutlayıp eve doğru giderken,
öyle bir albümü dinledik ki arabada!
adı ''makyaj odası şarkıları''
Suzan Kardeş'in makyözlüğünü yaptığı 15 oyuncu ile birlikte bildiğimiz,bilmediğimiz şarkıları seslendirdiği mükemmel bir albüm..
her ne kadar piyasaya çıkalı 4-5 ay olmuş olsa bile biz varlığından yeni haberdar olduk!
Cem Yılmaz'ın sesinden; ah bu gönül şarkıları
Nejat İşler'den ; hancı
Haluk Bilginer'den ; sende başını alıp gitme ne olur
Halil Ergün'den ; kırmızı gülün alı var
Fikret Kuşkan'dan ; pikmaspari kuzgun
Özgü Namal'dan ; Saoroma

ve daha niceleri ..